Nuri Kolaylı, yeniden TGK Genel Başkanı seçildi

30.05.2024

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun (TGK) 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı Kütahya’da yapıldı. Genel başkanlığına Nuri Kolaylı yeniden seçildi.

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu 4. Olağan genel kurulu Kütahya da, Kütahya Valisi Musa Işın'ın ev sahipliğinde, Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleşti.

Bir önceki Yalova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Polat Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Etik Kurulu Üyeliğine, Yalova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Emine Ballı ile Yalova Gazeteciler Cemiyeti Denetleme Kurulu Üyesi Öner Faruk Demirok, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Yüksek İstişare Kuruluna seçildiler.

Türkiye’nin en üst çatı basın meslek kuruluşu olan ve 9 gazeteciler federasyonu ile 86 gazeteciler cemiyetinin üye olduğu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı Kütahya’da yapıldı. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu genel başkanlığına, kongreye katılan delegelerin tamamının oyunu alan Nuri Kolaylı yeniden seçildi. Gaziantep Basın Cemiyeti Başkanı Arif Kurt Denetleme Kurulu’na, Murat’ Aray ise Etik Kurulu Üyeliğine seçildi

Kütahya’ya, Türkiye’nin bütün illerinden gelen 93 delegenin katılımıyla gerçekleşen TGK Genel Kurulu, Kütahya Dumpınar Üniversitesi’nde yapıldı.  Genel Kurulda Divan Başkanlığı’na Nazmi Bilgin, Başkan Yardımcılığına Mustafa Arslan, Yazmanlıklara Şevket Erzen ve Erkan Sağlam oy birliği ile seçildi. Kütahya Valisi Musa Işın ile Kütahya Belediye Başkan Vekili Kemalettin Ekici’nin de katıldığı genel kurulun açılışında, İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşunun ardından ilk olarak Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erkan Sağlam ‘hoş geldiniz’ konuşması yaptı.

 

 

 

Daha sonra konuşma yapan Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı şunları söyledi; “Büyük özveri ve fedakârlıklarla kurduğumuz, örnek bir dayanışma içinde Türkiye’nin en üst çatı basın meslek kuruluşu haline getirdiğimiz Türkiye Gazeteciler Konfederasyonumuzun 2021 – 2024 çalışma dönemini geride bırakıyoruz.

Pandemi ve yüksek enflasyon ortamında gerçekleşen bu süreç, basın sektörünün ekonomik darboğaza girdiği, haber alma özgürlüğü açısından çeşitli kısıtlamaların yaşandığı zor bir dönem oldu.

Sektörümüzde yaşanan sorunlara ve konfederasyon çatısı altında gerçekleştirdiğimiz çalışmalara değinmeden önce, bizlere bugün ev sahipliği yapan değerli Kütahya Valimiz Sayın Musa Işın ile birlikte Ağrı Valiliği döneminde yaşadığımız 15 Temmuz gecesine dönmek istiyorum.

15 Temmuz’un önemini anlamak için elbette 12 Eylül 1980 darbesinde yaşananları bilmek gerekiyor. Türkiye sabah 12 Eylül 1980 sabahı Hasan Mutlucan türküleriyle uyandığında, bütün ülkede sıkıyönetim ilan edilmiş, sokağa çıkma yasağı konulmuştu. Herkes, tek yayın organı olan TRT radyolarını ve tüplü siyah beyaz televizyonlarını açıp ne olduğunu öğrenmeye çalışıyordu.  Kenan Evren sabaha karşı TRT ekranına çıkıp bildiriyi okuduğunda Türkiye darbeyi öğrenmişti.

Her tarafta tanklar, bütün köşe başlarında askerler vardı. O andan itibaren solcusu-sağcısı herkes evinden alınıp nereye olduğu belli olmayan meçhul yerlere götürülüyordu. Yüzbinlerce insanımız aylarca hapislerde kaldı, 17 yaşındaki gençlerin bile yaşları büyütüldü ve asılarak idam edildi. Tarih yapraklarına kara bir leke olarak geçen ve ülkemizin en karanlık dönemlerinden birinin başlangıç günüdür 12 Eylüll... Ve tarih 15 Temmuz 2016. Tarih yapraklarına halkıyla, medyasıyla, tüm kurum ve kuruluşlarıyla darbeye karşı Türkiye’nin direnişi olarak geçecek bir gündür 15 Temmuz.

Gelelim 15 Temmuz’da yaşadıklarımıza. Ağrı’da yapılacak olan 8. Başkanlar Kurulu toplantımıza katılmak için yola çıktığımda, Boğaziçi köprüsünün işgal edildiğini telefonla öğrendim ve adeta büyük bir şok yaşadım. Ağrıya vardığımda Cemiyet Başkanlarımız lobide toplanmış, endişe içerisinde televizyon izliyorlardı.

Kanal kanal dolaşıp ne olup bittiğini öğrenmeye çalışırken TRT darbecilerin bildirisini yayınlamaya başladı. Aynı anda diğer kanallar, bu bildirinin sahte olduğunu belirtiyorlardı.

Tüm Türkiye, şaşkınlık içerisinde ne yapacağını bilemez haldeyken CNN TÜRK, cep telefonu görüntüsüyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlandı. Aynı anda TRT hariç bütün kanallar CNN TÜRK’ün yayınını canlı olarak vermeye başladılar.

İşte yıllarca hazırlanılan, en ince ayrıntıların bile düşünüldüğü sonradan ortaya çıkan darbenin kırılma noktası bu canlı bağlantıydı.

Cumhurbaşkanı, halkı darbeye karşı çıkmak için sokağa çıkmaya çağırıyordu. İşte o an, bu kanlı darbe girişiminin sona ermesinin başlangıcıydı. Halk sokaklara döküldü; tankların üzerlerinden geçmesine, otomatik silahlarla ateş açılmasına, helikopterlerle, uçaklarla üstlerine bomba atılmasına rağmen yılmadı ve polisiyle, darbe karşıtı askeriyle, medyasıyla yüzlerce şehit vererek darbeyi önledi.

Toplum kuruluşu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu oldu. Darbeye karşı çıkışımızın haberlerini hemen medyalarımıza ilettik ve tüm Türkiye’ye duyurduk.

Sonuç olarak; 1980’de olsaydık, darbecilerin diktatörlüğünde ne olacağımız belli olmayan bir karanlığa sürükleniyor olacaktık. Kimimiz hapislerde, kimimiz mezarlıkta olacaktı. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı olarak siz değerli basın mensuplarıyla, medyamızla gurur duyuyorum. 15 Temmuz darbesini atlatmanın gönül rahatlığını yaşarken, 2021 – 2024 çalışma dönemimizde gerçek anlamda büyük sorunlarla mücadele ettik. Konuşmamı fazla uzatmamak için yaptığımız çalışmalara bütün detaylarıyla girmeyeceğim ama, dayanışma içinde hareket etmenin önemini ortaya koyan TBMM çatısı altındaki son çalışmamızdan özetle bahsetmek istiyorum. 2022 yılının ilk yarısında Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak imzalarıyla “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM gündemine geldi. Kanun teklifi, şu an tek tek okuyarak zamanınızı alamayacağım kadar çok sayıda olumsuz maddeyi içeriyordu. Bu gelişme üzerine, yol arkadaşlarım Sefa Özdemir, Mustafa Arslan ve Sinan Tunç ile birlikte adeta Ankara’da kamp kurduk ve Onursal Başkanımız Nazmi Bilgin’in katılımıyla TBMM’nin kapısını her gün aşındırdık. Sektörümüzü ve basın çalışanlarını zor durumda bırakacak maddeleri tek tek ele aldık, nedenlerini ve sonuçlarını rapor haline getirdik. TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’na ve TBMM Adalet Komisyonu’nda raporlarımızı sunduk, komisyonlarda söz aldık, konuşmalar yaptık, çekincelerimizi ortaya koyduk.

Tüm bu çalışmalarımızı gün gün haber haline getirerek sizlere ulaştırdık, tüm ülkede haber olmasını sağladık. Sizlerden şehirlerinizdeki medya kurumlarının iletişim bilgilerini aldık ve adeta Türkiye’yi ayağa kaldırdık.

Tüm bu çabalarımız sonucu; gazetelerin kapanmasına yol açacak, basına yönelik sansürü ve otosansürü daha da derinleştirecek yasa teklifinin, geri çekilerek 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılına ertelenmesini sağladık. Bu erteleme hepimizin başarısı olsa da, istediğimiz değişiklikler düzeltilmeden “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM’de yasalaştı.

Gazete maliyetlerini oluşturan kâğıt, kalıp ve mürekkep başta olmak üzere tüm malzemelerin döviz cinsinden fiyatları artmış, medya kuruluşlarının girdileri Dolar bazında yüzde 50’ye varan oranlarda yükselmiş, genel giderlerdeki ve asgari ücretteki artışın da etkisiyle yüzlerce yerel medya kuruluşu kapanma noktasına gelmiştir.

Bu ortamda uygulamaya konan Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi, adeta yerel basının idam fermanıdır. Demokrasilerin gelişimine katkıda bulunan ve halkın özgür haber alma hakkı doğrultusunda kamusal görev üstlenen yerel basının yaşatılması için; Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’ndeki olumsuz uygulamaların iptal edilmesi konusunda çalışıyoruz. Değerli başkanlarım illerinin milletvekillerine geçtiğimiz hafta içinde konuyu aktardı ve destek istedi. Umuyorum bu sorunu da dayanışma içinde aşabiliriz. Konuşmamı, yaşadığımız sorunlara ilişkin olarak her toplantıda dile getirdiğimiz sorunların özetiyle tamamlamak istiyorum. başvurulması, kooperatif ve dernek ilanları ile özel eğitim kurumu ilanlarının yayın zorunluluğunun kaldırılması gibi nedenlerle resmi ilanlarda ciddi oranda azalma meydana gelmektedir. Bu sorun çözülmelidir.

 

BİK “Resmi İlan ve Reklam Yönetmeliği”, başta yerel gazetelerin kurduğu internet haber siteleri olmak üzere tüm internet haber siteleri için ağır koşulları içermektedir. Yönetmelik gerekliliklerinin tekrar gözden geçirilerek, yerel gazetelerin ve internet haber sitelerinin desteklenmesi beklenmektedir.

 

Dün yaşanan gelişmeler göstermiştir ki; Türkiye’de zemin, darbe zihniyetindekiler için asla eskisi gibi uygun olmayacaktır. Çünkü geçmiş dönemlerde sadece devlet tekelinde olan, günümüzde ise bağımsız ve özgür yayın yapan medya, tüm gücüyle bu tür girişimlerin karşısında duracak ve engellenmesine katkı sağlayacaktır.

 

Demokrasi adına Türk halkı ve Türk medyası dün gece önemli bir sınav ve bir de şehit vermiştir. Medyamız darbecilerin müdahalelerine rağmen yayınlarını sürdürerek darbeye geçit vermemiştir.

 

Zeki Dışkaya.

 

TGK Basın Etik Kurulu Başkanı: Sezai Ballı

 

TGK Basın Etik Kurulu üyeleri: Aydın Besen, Hüsnü Acar, Orhan Karagöl, Aydın Deniz, Mert Minisker, Serkan Göktürk, Ayhan Polat, Murat Atay, Sezai Köprülü, Cihan Okur, Mustafa Baş, Yargıç Harmankaya, Hafize Akıncı, Mustafa Emen, Yaşar Karatay, Hüseyin Atılgan.

 

TGK Yüksek İstişare Kurulu Başkanı: Mustafa Arslan.TGK Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri: Aleattin Aslan, Emrah Yıldırım, Mahmut Arda, Aslan Deveboynu, Güngör Yavuzarslan, Mesut Fidançiçek, Barış Yalçınkaya, Fatih Sevinç, Murat Okutmuş, Birol Bebek, Hüseyin Oğuz, Nihal Karaman, Diyap Atar, İhsan Özdemir, Ömer Faruk Demirok, Elif Şentürk, Levent Silistre, Ramazan Demir, Emine Ballı, M. Erkan Yılmaz, Şeref Yaşar.

 

Öte yandan, kongrede yapılan oylama ile Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun Dış İlişkiler Genel Koordinatörlüğüne Mevlüt Yeni, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Koordinatörlük görevine de Sinan Tunç oybirliği ile seçildi.